1 Oca 2010

Unuttuk ve Diyemedik..

Yazar: geceler | Kategori: Geceler [geceler], Yazar ve Yazıları

Doğru olamadık… Sen hep istedin bizden ama biz olamadık. Doğruluğu hep başkalarında görüp sevdik. Ama bizler başkalarına karşı doğru olabilmeye meyletmedik. Hatta Sana karşı bile doğru olamadık ki Senin kullarına doğruluğumuzu gösterelim. Kulluğumuzun önemini bilemedik. Doğru olana karşı doğru olamadık. Bu hayatı ebedi sanıp, kendimizi rüzgarın önünde sürüklenip giden bir kuru yaprak gibi boş yere savurduk gittik. Bittik biz ama bittiğimizi de fark edemedik. Düşünemedik, düşündürülemedik… 

Her şey okadır güzel sunuluyor ki bizlere, düşünmeye zaman bulamadık. Zamanımızı çaldılar fark edemedik. Her iki dünyamız için çalışmamız gerektiği halde, bizler hep tembelliğin yollarını aradık. Rahat nerde, zevk nerde biz hep onları arar olduk. Aile sohbetleri, dost muhabbetleri nedir? Biz bunları bilemez, yaşayamaz olduk. Değerlerimizi unuttuk. Ne değerli, ne değersiz onu dahi düşünmez olduk. En değerlimizi evimizin en baş köşesine oturttuk, hepimiz onun esiri olduk…

Gece gündüz hep o konuştu bizler sustuk. Konuşmaya cüret edeni anında susturduk. Onda ne gördüysek beynimizi hep onunla meşgul ettik. Muhabbet nedir, nasıl bir şeydir? onu bile unuttuk. Çok sevdiğimiz teknolojilerle biz her şeyimizi unuttuk ve bir ömür boyu onlarla uyutulduk…

Eş dost, hısım akraba ne varsa biz hepsini unuttuk. Komşu nedir bilmez, kapıda karşılaştığımızda bir selam bile vermez olduk. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi sözünü bile hiç hatırlamaz olduk.

Gerçek vazifemizi bile unuttuk. Sahte düşlerin peşinde dört nala koşar olduk. Evlatlarımızı yetiştirmeyi ise hiç bilemedik. Onları bize emanet edenin emirlerine değil, ahir zamana uydurduk. Evlerimizdeki yatak odalarının yeri artık sokaklar olmuş, “Hey! Ne oluyor?!” diyemedik. Ahlaksız sahneler karşısında önümüze bakıp sessizce yürüdük. Bir an durup düşünemedik. Ya gördüğümüz bu sahnedeki kız benim kızım, bacım yada en yakınım olsaydı yine ben böyle boynumu büküp sessiz sedasız yürüyüp gider miydim? Diyemedik kendimize, “Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır.” hadisini hep duyduk ve bizler şeytanlaşmayı seçtik kendimize…

Gençliğimizi, geleceğimizi, ahlakımızı, insanlığımızı hep kendi ellerimizle bitirdik. Yangınlarımıza su serperek söndürmeye değil, var gücümüzle üfleyip daha fazla alevlenmesinden yana olduk…

Unuttuk gerçek vazifemizi unuttuk! Diyemedik Asrın Üstadı Bediüzzaman Said Nursi. hz. gibi… “Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın?’ diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi?”

Aleyküm-üs Selam…

Yazar:  geceler

134 kez okunmus

Etiketler:

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.