2 Oca 2010

Seyfettin’den Mektuplar..

Yazar: Secde_Gulleri | Kategori: İsmail BİLİR [Secde_Gulleri], Yazar ve Yazıları


Seyfettin’de
kim diye soracaksınız?.

Seyfettin, henüz 7 yaşında, Van’ın en ücra köylerinde yaşayan, yaşına göre çok ağır ve olgun bir kişiliğe sahip, çok duygusal olan bir öğrencim.. Secde_Gulleri denen şahsın talebesi ve aynı zamanda çok tatlı birisi.. Gerçekte böyle ama benim tabirimle; dağda açmış gizemli bir kardelen.. Başı hep eğik.. O da benim gibi yalnızlığı seven, teneffüslerde bile yalnız başına kalmayı tercih eden, çalışkan ve çok zeki bir öğrenci.. Öncelikle Seyfettin hakkından bazı bilgiler vereyim..

Beni kıskanan, bana küsen, illa ki her gün gönlünü almam için bahaneler uyduran
ve bana, beni çok sevdiğini söyleyen bir öğrencim.. Biraz önce Seyfettin’in çok
duygusal olduğunu yazdım.. Bu yaşta bu duygu yükünün olması beni çok şaşırttı..
Henüz 1. sınıfta olmasına rağmen büyük bir insanın sergileyeceği tavır ve
edaları teninde barındıran bir kişilik.. Bana duygularını genelde mektup yazarak
anlatan bir öğrencim.. Mektup yazan ve duygularını mektup yolu ile bana ileten
birçok öğrencim var ama hepsi de Seyfettin’den esinlendi kanımca..

Benim için özel olarak yazdığı mektubu süsleyen, resimleyen Seyfettin;
mektuplarını, öğretmen masası üzerine bırakmış olduğum ceketimin dış cebine
koyarak bana vermiş oluyor.. Yazdığı mektupları bana utancından direkt
veremiyor.. O kadar da hâyâlı ve utangaç birisi.. Aynı zamanda 1. sınıfta
olmasına rağmen ve diğer arkadaşlarına nazaran sınıfın en iyisi.. Kısacası
özetleyeyim mi? O zaman diyeyim: Sınıf birincisi.. Kendinden büyük olanlardan ve
üst sınıflarda okuyan çoğu öğrenciden bile Masallah çok iyi.. Kimse okumayı bile
öğrenememişken, o mektup yazma çalışmalarına cesaret eden ve öğretmenine
duygularını bu şekilde ileten bir öğrenci..

Bu arada bir arasözle konunun akışına dur demek istiyorum.. Burada ki yaşadığım
duyguları siz güzel kardeşlerimle paylaşıyorum.. Beni, duygularımı,
yaşadıklarımı ve anlatmaya çalıştıklarımı daha iyi anlamanız için ”DUR”
diyerek engel oldum metnin gidişatına.. Bu coğrafya, Doğu Anadolu Bölgesinin
ücra bir köşesi olduğu için, burada ikamet eden Mü’min kardeşlerimizin çoğu
Kürt.. Doğal olarak konuştukları iletişim dili genelde Kürtçe.. Hatta hiç Türkçe
bilmeyen birçok insan var.. Dolayısı ile bazı öğrencilerimde ister istemez
Türkçe bilmiyor ve konuşamıyor.. Az çok, yeni yeni Türkçe konuşmaya ve kendini
ifade etmeye başlayan öğrencilerim var.. Türkçe bilen öğrencilerim sayesinde
tercüme yoluna başvuruyorum.. Biri diğerine Kürtçe olarak ne demek istediğimi
izah ediyor ve geri bildirim alıyor.. Böylelikle bende iletişimde sıkıntı
yaşamıyorum.. Genelde 1. sınıflarda bu sorun var.. Diğer üst sınıflarda okuyan
öğrencilerin hemen hemen hepsi Türkçe’yi gayet güzel bir şekilde konuşabiliyor..
Bu bilgileri size anlatmamın nedeni ise şu: Türkçe bilmeyen öğrenciler, dil
farklılığından dolayı okuma-yazma konusunda biraz sıkıntı çekiyor.. Bu nedenden
ötürü ise okuma ve yazmaya geç geçiyorlar.. Hem öğretmen hem de öğrenci için bu
büyük bir zorluk arz etmiş oluyor.. Seyfettin, bu zorluklar ve sıkıntılara
rağmen; aynı zamanda 1. sınıfta olmasına rağmen; bana dilinin döndüğünce,
kaleminin yazdığınca duygularını ifade ediyor.. Seyfettin’in bana mektup yazması
beni hem onurlandırıyor hem de duygulandırıyor.. Niye mi dediniz? Yoksa
demediniz mi? Ama illa ki merak etmişsinizdir.. Seyfettin, benim yetiştirdiğim
bir öğrenci olduğu için onurlanıyorum ve şevk duyuyorum.. Duygulanma sebebim ise
yazdığı mektupların içeriğinde saklı..

Birazdan bana olan mektuplarını sizlerle paylaşacağım lakin; daha acelesi yok..
: ) Çokta uzun bir yazı oldu.. Seyfettin’in göndermiş olduğu mektupların sayısı
sanırım 50’ye yaklaştı.. Tam olarak saymadım ama mektup arşivi bile oluşturmaya
başladım şimdiden..  Neyse..

Derslerine çalışan, ödevlerini eksiksiz olarak yapan, temizliğine dikkat eden ve
özen gösteren öğrencilerime, kırmızı kurdele takıyorum ve yıldızlı 5 ile
ödüllendiriyorum.. Hepsini bu güzelliğe çekmek için böyle bir ödüllendirme
sistemi uyguluyorum.. Ayrıca 10 adet yıldızlı 5’i olana ise hediyeler alıyorum..
Maşallah, benim öğrencilerim gerçekten çok başarılı.. Çoğunluğu hediye almaya
hak bile kazandı.. Hatta hediyelerini çoktan alıp verdim bile.. Geçenlerde
ilçeden dönüşte birçok hediye aldım.. Çünkü pazartesi okul açılınca hepsi
ellerime bakıyor; acaba öğretmenimiz hediyelerimizi aldı mı diye?.. Bunu çok
rahat bir şekilde fark ediyorum.. Hatta bazı öğrencilerim çekinmeden soruyor:
”Öğretmenim, hediyelerimizi aldınız mı?” diye.. Eğer almamışsam, unutmuşsam ne
diyeceğimi bilemiyorum.. Neyse, yine bir gün hediye merasimi yapıyorum.. 12
öğrenci ödül almaya hak kazanmış ve hepsinin 10’dan fazla yıldızlı 5’i olmuş..
Hediyeleri almaya hak kazanan öğrencilerimi ismiyle masama davet ediyorum.. Tabi
ki alkışlar eşliğinde.. Hediyelerini verdikten sonra yanaklarından öpüyorum ve
alkışlar eşliğinde sırasına gönderiyorum.. Tabi ki hepsi de teşekkür ediyor..
Ama böyle tatlı dille teşekkürü kolay kolay her yerde duyamazsınız.. Saf ve
temiz.. Hele bir de Levent isimli öğrencim; ”Teşeggür edem, öggetmenim”.. Ne
tatlı bir ses..

Herkes hediyesini aldı ama bu hediye alanlar içinde ne yazık ki onun ismi
yoktu.. Çünkü o hediyelerini aylar önce zaten almıştı ve toplam yeniye 8 tane
yıldızlı 5’i vardı.. Çaktırmadan Seyfettin’e bakıyorum.. Çok durgun bir eda ile
bana gözlerinin altından bakıyor.. Ama hem küsmüş gibi, hem de naz eder gibi..
Ama herkes hak ettiğini aldı sonuçta.. Sadece 2 yıldızlı 5’i eksik olduğu için
hediyeyi kaçırıyor.. Aradan bir kaç ders geçince, onunla beraber oturan sıra
arkadaşı Kaya teneffüs esnasında, yanıma geldi.. ”Öğretmenim, Seyfi size mektup
yazmış ama biraz önce mektubunu yırttı” dedi.. Bende neden yırtmış dedim..
”Size küsmüş, siz ona hediye vermemişsiniz” dedi.. Bazen böyle kaprisleri bile
olan ve ”Bundan sonra ona mektup yok” diyen bir öğrencim var.. Adı:
SEYFETTİN.. Beni mektupsuz bırakmakla tehdit eden bir öğrencim.. Ama tehdit
etmesi benim için gerçekten tehdit.. Onun mektupları benim için çok önemli..
Seyfettin’i ve Seyfettin’den gelen mektupları çok seviyorum.. Şimdi size bana
göndermiş olduğu mektuplardan bazılarını yazayım ve hep beraber okuyalım:
 

Hiçbir harfini değiştirmeden;

1- ”Tek tek beni yalnız bırakin. Neden beni yalnız bırakin. Neden beni yalnız
bıraktın. Çok teşekör edyorum 1000 helal olsun. Seyfi göndermiş” Bu mektupta
bana vermiş olduğu mesaj şu: Bana sitem ediyor.. Halbuki onu hiç yalnız
bırakmadım.. O ise demek ki benden çok daha fazla ilgi bekliyor..

2- ”Beneki özgür öğretmenim. Çok sevgilisiniz ben siz çok seviyor. Çıkmış
olabiler. Daha 2. sınıfta kazandınız. Kesinlikle kazanmadım. Siz kazanıyorsunuz
ismayil bilir. Seyfi göndermiş”  Burada anlatılmak istenen biraz uzun..

3- ”Canim benim öretmenim. Siz acıyorsunuz bende siz acıyorum. Kimse siz
acımıyor. İyi öretmenim. İsmayil ene iyi” Burada anlatmak istediği gayet açık
ve net..

4- ”İsmayil nenen bana yalan atın. Dedin bayrak vermedin balon vermedin süsde
vermedin. Demeki bana yalan atın. Benim balonum bayrakım süsüm getirdim. nenen
bana yalan atın. Ben 23 nisan getirdim. Nisana gelemem. Söle bana nenen yalan
atın. Yemin ederim bir daha gelemem. Seyfi göndermiş” Şimdi bu mektubu
okuyanlar yalan konuştuğumu sanabilir ama alakası elbette ki yok.. Çocukları
kandırmak kadar kötü bir şey olmasa gerek.. Seyfettin’e 23 Nisan için balon, süs
ve bayrak verecektim.. Tabi bu mektup üzerine de hemen verdim.. Gizlice, diğer
öğrenciler görmeden.. Ama ona verdiğim sözü unutmuştum.. Birçok işle
ilgilendiğim için, bütün 23 Nisan etkinliklerinden, provalardan ben sorumlu
olduğum için unutuvermişim.. Ayrıca bir okuldan sorumlu olmak zor iş.. Bu
mektubunda aynı zamanda beni 23 Nisana gelemem diye tehdit ediyor..

5- ”Hocam ben bu okuldan gidiyorum. Yanlız burakın beni. Nolur ben burakın
beni. Ben başa okula gidiyor. Ben siz çok özlüyor. Çok siz yanlız burakıyorum.
Siz günahsızsınız. İyi akşamlar. Gül gül gül hocam. Seyfi göndermiş” Yine
tehdit ve özlem dolu bir mesaj..

6- ” Örtmenim seni çok sevyorum. Send beni çok sever çok teşk örediyorum”

Tatlı bir dil demi?

7- ”San mektübler göndermişdirdim. Onları hemen at san mektip yok” Yine tehdit
 Çok kıskanç olduğu için illa ki onu seveceğim.. Başka birilerini sevmek yok..
Ayrıca bazen kızdığım zaman yanına bile yaklaşmak yasak..

8- ”Çok sevyorum andımızda okyalım hadi ödeyin yapalım. Hadi okula güdelim
örtmenim seni çok sevyorum bana boye versen çok iyi olsan ama bend siz selam
sölörüm” Bazen de çıkarcı..  Kırtasiyenin birinde boya koymadım aldım..
Kırtasiye de bile boya kalmadı..  Keçeli ve güzel boyalar.. Bunlar için hepsi
can atıyor.. O boyaya Seyfi anlaşılan kafayı takmış.. İlla ki alacam yoksa beni
az severmiş..

9- ” Seni çok sevyorum örtmenim. seviyorum örtmenim. çok seviyorum benim 10
yıldızm olsa bende hediye alcaktım sizde ban verseniz yıldız. bende siz
verebilerim” Tehdit yok ama yıldız alma çıkarı var..

10- ” Öretmenim ben seni çok seviyorum. Bidah olmayacak seni çok seviyorum çok
İsmayil BİLİR san yazdım. Bilirsiz ben abukat olacam. Siz çok acıyorsunuz.
Başkaleye gidyorum. Güle güle. Seyfi göndermiş”  Ne yazayım ki..

11- ” Arkdaşlar ben heppiniz herşe ben size boya veryorum. Siz ban vermyusunuz.
Bnede hepniz küstüm ben tek Kayaya küsmedim” İçindeki bütün duygularını benimle
paylaşıyor..

12- ” Arkadaşlar ben size bişey yadmıyorum siz ban düştüm siz güldünüz sizd. O
olur dünyada size de gelir. Ben Alahı çok seviyorum. Ben siz gid aptal deylim.
Ben Alahı seviyorum. En güzel. İsmayil örtmenim” Canı bu kez yanmış, onu da
benle paylaşıyor..

Herhalde bu kadar yeter.. Nasip olursa Seyfettin’den gelen mektuplara, bu sayfa
da yer vereceğim..

Bir de Ayşe isimli öğrencimden gelen mektubu da yazdıktan sonra gideyim..
MEŞKULİYETİM çok olduğu için çok geç dönerim..

13- ” Öğretmenim bunu sizin için yazdım. Sevgili öğretmenim seni çok ama çok
seviyorum sen bizi üzsende biz seni hep severiz. Hiç kırılmayız san haklı olanı
yapıyorsun. Ama bağzı öğrenciler öyle düşünmüyor. Senin karşında seni seviyormuş
gibi görüküyor. ama ben seni çok ama çok seviyorum öğretmenim. 23 Nisanın kutlu
olsun. Bu mektubu hep sakla”
Bende ölene kadar saklayacağım Ayşe.. Bundan emin
ol 🙁

Yeni bir yalnızlıkta buluşmak ümidi ile..


Yazar: İsmail BİLİR / Secde_Gulleri

344 kez okunmus

Etiketler:

4 Yorum “Seyfettin’den Mektuplar..”

  1. Peyam VALi diyor ki:

    Allahım çok duygulandım yaaaa:(Rabbim ogretmenliginin devamina erdirsin…
    daha nice seyfettinler ayseler nasip etsin…

  2. sessiz minare diyor ki:

    bunun devamini bekliyoruz ama…cok guzeller…Allah dunya ve ahiret islerinizde yardimcisi olsun insAllah.

  3. sinha diyor ki:

    Bu mektuplar beni öyle çok etkiledi ki hatta sizi kıskandım bile diyebilirim. Ben başlangıçta öğretmenlik istemeyen biriydim, asla yapamam diyordum. Fakat zamanla gördüklerim şahit olduklarım,hislerimi büyük oranda etkilediler.Şimdi dÜşünüyorum da bu dünya ancak temelden başlanırsa yontulmaya bir şeye benzeyecek.Temelimiz ise ÇOCUKLARIMIZ…
    onları şekillendirirsek doğru şekilde, dünya da arkasından gelecek zaten.Özellikle öksüz bırakılan Doğu..İşte asıl orada yapılan öğretmenliğe benöğretmenlik derim.Rabbim bizlere de nasip etsin.Öğretmenliğin bu güzel yönünü bizlere gösterdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

  4. mavisu diyor ki:

    Harika bayildim her bir mektubuna seyfettinin 🙂 ayse de cok tatli 🙂 hep boyle guzel ogrencilerin olur insallah….. bu guzellikleri paylastigin icin de ayrica tesekkurler GUZEL INSAN:)

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.