1 Mar 2010

Bir Çöl Hikayesi…

Yazar: mira | Kategori: Betül KİRTİ [mira], Yazar ve Yazıları

Söz Başı;

Yol alabildiğince uzun, yol olabildiğince zorlu.
Çöl, Üzerinden her geçen için zorlu olmuştur. Zorlu olduğu gibi uzun bir yol olmuştur..
Kimi zaman sıcaklığının kavuruculuğu, kimi zaman ürperten sessiz karanlık geceleri,
Kimi zaman kumdan fırtınaları, kimi zaman da susuzluğunda suya hasret bırakışı..
Teslimiyet gerek öncelikle, üzerinden geçmesi için teslim olmuş bir yürek gerek..
Göze almak gerek tüm zorlukları, göze gelmeden.
Yol boyunca çekilecek yorgunluğu göz de büyütmeden.
Ve bu yolun getirisi ne olur diye hiç düşünmeden..
Gidilen yol bilinmez, yolun götürdüğü iz hiç bilinmez..
Kaybolmak dahi olsa bulmak adına çölden geçmeli, çöl susuzluğunda suya hasret gitmeli..
Bu yüzden geçmez her hikaye buradan, bu yüzden geçirmez her hikaye kendini çölden..
….

..

Fecr vakti.. Gün uyanırken,
Günün bereketli ışıkları karanlığı aydınlatırken, gecenin karası günü karşılamışken,
Gecenin örtüsü düşer geceden, gün uyanır, gün aydınlanır..
Bir baba yüreği düşer çöle, bir de çöle düşürdüğü canı vardır içinde..
Kaderdi, yazılmıştı.. Kader ki yazıldığı gibi yaşanmıştı..
Yazılan kader, sevgiliye götürmek için onu hazırlamaktaydı..
Yolun sonunda sevgili vardı, yolun sonu sevgiliye varacaktı..
Yolu sevgiliye varacak olan gideceği sevgiliden habersiz,
Yolun sonunda ki sevgili gelecek olandan habersiz..
Ve çöl sıcağında düştü kaderini yaşamaya, düşürüldü kaderin kuyusuna..

 
Düşünde görünmüştü, düşü ona gerçeği göstermişti..
Ama düşündürdü diğerlerini onun düşünde gördüğü..
Oysa ki düşmüştü düşüne güneş, ay ve yanında on bir yıldız..
Hepsi iniyordu gökten, hepsi secde ediyordu önünde..
Yalanladılar, inanmadılar ve sonunda kandılar..
Kalplere inen ses, şeytanın sesiydi.. Kalplerde ki iz şeytanın bıraktığıydı..
Böylece düştü kuyuya, düşünü bilenler düşürdüler onu kuyuya..
Aydınlık başlayan günün sonu hapsedilmişti karanlığa..
Ve bir baba yüreği de böylece düştü kendi kuyusuna.
Çölde açan gülünü, düşürenler olmuştu uzağına..
Kaderdi, bir de baba yüreğinin yanması vardı yazılanda..

Bir kervan geçiyordu çölden.. Tam kuyunun dibinden..
Geçtikleri yolda bir kuyu ve kuyunun içinde su!
Kervan susuzlukta suya hasret, kuyunun içi de aydınlığa hasret..
Bir kez daha değişecekti kader, bir kez daha yolunu değiştirecekti..
Ve gün yüzüne çıkmıştı Yûsuf güzeli..
Kervan şaşkın, o şaşkın.. Kervan hayretler içinde..
Ve Yûsuf öylesine güzel, öylesine sevimli ve öyle masum ve sessiz..
Yüzünde görülmemiş güzelliği ve gözlerinde bir aydınlık..
Yolunu değiştirmişti, yüzüne değen aydınlık..

 
Güzelliği gittiği her yere nam salan, güzelliği dillere destan..
Kader Yûsuf’u Züleyha’nın sarayına köle kıldı, kader Yûsuf’u Züleyha’ya yar kıldı..
Kim bilirdi bu güzelliği, onu bir çöl çiçeğinin yüreğine düşüreceğini?..
Kim bilirdi bu güzelliği, onun Züleyha’ya yar olacağını?..
Ve kim bilirdi bu sevdanın bedel yaşatacağını?..
Bedeli vardı Aşk’ın..
Aşk bedel istiyordu, Aşk onlara bedelini ödetiyordu..
Önce Züleyha ödüyordu bedeli, önüne geçemediği aşkın karşısında..
Yaralar alıyordu, aldığı yaralar hep Yûsuf’u hatırlatıyordu, hep Yûsuf diyordu..
Adını adının yanına, ömrünü ömrünün yanına koyuyordu..
Kendini onun yanına koymaktan alamıyordu.. 
Onsuz olamayacağını biliyordu..
Aşk düştü Züleyha’ya, Aşk düşürdü onu Yûsuf’a..
Ve karanlığa davet vardı Züleyha’da, ateşti Züleyha..
Yûsuf’u da içine düşürmek istediği bir ateş..
O ne kadar ateş olduysa, Yûsuf’un da güzelliğindeydi hâyâ..
Çağırıldıkça Yûsuf, yüzünü dönüyordu karşısında..
Sınanmanın adıydı Züleyha, zindana düşürecek bir yazgıydı iftira..
Bir de zindana düşmek vardı Yûsuf’un yazgısında..
Ve Züleyha düşürdü Yûsuf’u zindana..
Düşürdüğü zindanla, kendide düştü kendi kuyusuna..
Züleyha en dibinde kuyunun, en karanlığında zindanın.. Güçsüzdü..
Güçlü olan Yûsuf’tu ve sığındı Rabbine ve zindana teslim oldu tahammülüyle..
Ne zaman ki Yûsuf’a öğretildi düş yorumu, işte o kurtuluşu oldu..
Böylece zindandan çıkıp yükselmek vardı Mısır azizliğine,
Ve bir de baba yüreğine kavuşmak vardı kaderde ve Züleyha vardı onun kaderinde..
Ne zaman ki Züleyha, Yûsuf’un Rabbini Rabbi bildi, o zaman değişti yine kader..
Yazılan yazgı Yûsuf ile Züleyha’yı birbirine yazmıştı,
Ve onların yazgısı değişmeyecek bir yazgıydı..

Çöl gecelerinden, karanlık kuyudan, zindandan geçiren ve karanlıkları aydınlık eden duaya Bismillah!

“Ey Rabbim! Mülkten bana nasibimi verdin. Ve bana rüya ilmini öğrettin. Ey gökleri ve yeri Yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni Salihler arasına kat.” (Yûsuf/101)

….

..

Son Söz;

“Zorlukların sonunda kavuşmak varsa feraha,
Çekilen susuzluğun sonunda ab-ı hayat sunacak biri bekliyorsa,
Ve çölde kavrulan bir hikayenin sonu Aşka çıkacaksa,
Tüm zorluklar karşısında sebatkâr olmaya ve böylece bir hikaye yazmaya değer..”

“Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır.” (Yûsuf/111)

Yazar: Betül Kirti / Mira

196 kez okunmus

Etiketler:

1 Yorum “Bir Çöl Hikayesi…”

  1. geceler diyor ki:

    “Zorlukların sonunda kavuşmak varsa feraha,
    Çekilen susuzluğun sonunda ab-ı hayat sunacak biri bekliyorsa,
    Ve çölde kavrulan bir hikayenin sonu Aşka çıkacaksa,
    Tüm zorluklar karşısında sebatkâr olmaya ve böylece bir hikaye yazmaya değer..”

    Ne zaman Yûsuf (a.s) hakkında bir yazı okumuşsam zevkle okumuşumdur. Tıpkı bu yazıyı gibi. Senin kaleminden çıkan yazıyı okumak, nedense daha bir zevkliydi. Allah (c.c) razı olsun Mira. Böylesi güzelliklerin daim olsun inşaAllah…

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.