1 Nis 2010

Vakt-i Visâl…

Yazar: mira | Kategori: Betül KİRTİ [mira], Yazar ve Yazıları

“Şehrim üşüyor bu gece..
Esen sert rüzgar yağacak olan yağmurun habercisi..”

İçimde birikmişliğimle birlikte çıkıyorum gecenin kıyısına.. Bakıyorum son/ucu görünmeyen uçurumdan aşağıya.. Acıya dair her ne varsa, düşüyor her biri avuçlarıma ve avuçlarım taşıyamıyor, düşüyor her biri boşluğa.. Her gidenin ardından bakakalıyorum, içimde kalan incinmişlik duygusu ile son kez uğurluyorum hepsini son/ucu görünmeyen derin boşluğa..

“Yağmur bulutları yağmaya hazır dolaşıyor şehrimin üzerinde..
Göğünden birkaç damla yaş düşürüyor göğ{s}üme..”

Dokunsam bende içimin ta içine dökülecek yaşlar.. İçimin birikmişliği düşürecek kendini ve beraberinde düşecek gözümde birikmiş, düşürmeye kıyamadığım yaşlar. Her biri bir yıldız misali kayıp gidecek göğ{s}ümden. Ağlamak istiyorum, etrafımdaki kalabalığı umursamadan! Uluorta ağlayarak, sesleri bastırılmış acıları haykırmak istiyorum! ”Neden!” ve “Niçin!” sorularına aldırmadan güçlü duran kimliğimi yok etmek istiyorum! Güçlü durmakta, bir yerden sonra güçsüzleştiriyormuş insanı anlıyorum. An gelir ki gücünün de tükendiği, yorulduğun an’lar olurmuş. Ve karşısında dimdik duramadığın sızıların olurmuş.. Etrafındaki kalabalığın varlığına aldırdığın an’ların dışında, aldırmadan boşalabileceğin an’ların da olurmuş..

“Fırtına sonrası yağmur yağmaya başlıyor..
Birkaç damlanın ardından sağanak halinde düşüyor..”

Ve işte o an’ların yaşandığı bir gece, güçsüz olmak istiyorum artık her şeye ve herkese.. Uzaklaşmak istiyorum kendimden bile.. Yalnız ve yalınlaşarak varmak istiyorum Sevgili’ye… Güçlü duran kimliğimi birkaç damla ile yere düşürüp, sadakatsizliğimle, karşısına çıkmanın mahcubiyetiyle, boynu bükük gidiyorum ve birkaç damla yaş ile başlayan yağmur, sağanak haline dönüşünce sırılsıklam ıslanıyorum…

“Ey Gözyaşım! Değdir o inci tanesi yaşlarını gönlüme!
Çölde susuz kalmış bir yüreğe ab-ı hayat olmak için akıt yaşlarını üzerime..
Göle çevir hadi gönlümü, çevir ki susuzluğu hissetmeyim.
Boğulurum diye sakın korkma! Bunun için gelmedik mi zaten buraya?..

Ve Sen Ey Gönlüme Değen İnce Sızım!
Haberdar et Yâri.. Ben O’na Yâr olmayı bilmesem de, Yâr bildim ben O’nu kendime..
O’nsuz, varlık sıfatını kuşanmış her varlık yokluk zindanlarında..
Yokluğu sarmış bedenimi! Söyle yalnız O bulsun beni..
.
Bulsun da varlığına gark eylesin beni..”

……

.
Bir hicran daha girdi araya..
Bir visal daha lûtfet bana, bu sefer ki son olsun son
{suzluğ}a açılacak olan kapıda..

“Ey… Adını dahi dilime almaya çekindiğim Sevgili…
Son
{suzluğ}a açılacak olan o kapı aralandığı gün göster bana da gül cemalini..”

Yazar: Betül Kirti / mira

172 kez okunmus

Etiketler:

5 Yorum “Vakt-i Visâl…”

  1. HaFSaNuR diyor ki:

    Gul`e sevdali bir yuregin, vuslata olan meftunlugu…

    Rabbim gonlunde olani hakkinda hayirli eyle, hakkinda hayirli olani gonlune razi eyle..

    diye duamdasin…

    Yuregine saglik Can…

  2. online diyor ki:

    Ne icin, tesekkur ariyordum

  3. Necdet EREM diyor ki:

    Duygu ve mana dolu güzel yazının yazarını tebrik ediyor.
    Bütün kalplerin farkına varmasa da aşıkı olduğu içimizde sevgiyi dışımızda sevgilileri yaratan sevgililer sevgilisine ilan edilmiş olan bu kutsal ve nezih aşkın tüm kalpleri sarması dileklerimle. Yazınızda Büyük Fuzul’nin;

    YARAB BELAYI AŞKINLA KIL AŞİNA BENİ.
    BİR DEM BELAYI AŞKTAN EYLEME CÜDA BENİ,
    ÖYLE ZAİF KIL TENİM Kİ VASLINA YETİRE BAD-I SABA BENİ.

    İntizarı gizli.
    Başarılarınızın devamını dilerim.

  4. Secde_Gulleri diyor ki:

    “Ağlamak istiyorum, etrafımdaki kalabalığı umursamadan! Uluorta ağlayarak, sesleri bastırılmış acıları haykırmak istiyorum! ”Neden!” ve “Niçin!” sorularına aldırmadan güçlü duran kimliğimi yok etmek istiyorum! ”

    Gün gelir çile çalar kapıyı.
    Gün gelir zaman dindirir acıyı.
    Ağlama sesi duyulur uzaklardan.
    Bir çığlık! kendini çeker tuzaklardan.

    Gün biter, vuslat kapısı açılır.
    Vakt-i visalde gül kokusu saçılır.

    Huzur ile hüzün gibi.
    Bir dalın, iki uzvu gibi.
    Biri diken diğeri gül.
    Gül’e can veren su gibi.

    Tezatlıkla mana kazanıyor madde.
    En iyisi sûkuttur, susmak düştü o halde.

    Yüreğinin kapısını vuslat çalsın. Mevsiminde çiçeklerden kokular kalsın.
    Bu güzel duygular için teşekkürler Editörümüz.

  5. geceler diyor ki:

    Vakt-i Visâl…

    Kavuşmalarda da yaşanırmı hiç ayrılıklar. Visâl çalmışsa kapını, yine yaşatıyor özlemi Visâl’a…

    “Bir visal daha lûtfet bana”

    Bu dileğinin gerçekleşmesi dileğiyle. Yüreğine gönlüne sağlık…

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.