1 May 2010

Yazmak ve Unutmak…

Yazar: mira | Kategori: Betül KİRTİ [mira], Yazar ve Yazıları

“(…) okunur okunmaz unutulmak için yazıldı.
Suya yazı yazar gibi…”*

“Siyah Süt” adlı kitabının daha ilk başında bu söze yer veriyor Elif Şafak. Hayatının en çetrefilli ve karmaşık, kimi zamanda ağır olduğunu söylediği bir dönem sonrası kaleme aldığı bu kitabın, unutulmak için yazıldığını söylüyordu..

 
İlk okunduğunda, umut veriyor aslında bu söz insanın içine..
“Unutmak!” okuduktan sonra sanki hiç yazılmamış gibi..
“Unutmak!” sözcüklerin su üzerinden akıp gitmesi gibi..
Bir yandan umut veriyor ama bir yandan kırıklık yaşatıyor.. Unutmak, böylesi kolay olabilir mi ki? Neden olmasın.. Kim bilir, belki de unutulur, eğer ki yazanın hatırında sadece unutmak olsaydı..

Yazmakla, unutmak mümkün olabilir miydi? Ya da yazmak unutmakla sonuçlanabilir miydi? Kaçımız unutmak için yazıyoruz? Ya da kaçımız yazdıktan sonra unutuyoruz?
Sahi yazıcı harflere neden ihtiyaç duyar ve sayfalara ne yazar? Ve en önemlisi ne için yazar? Hatırlamak için mi yoksa unutmak için mi sığınılır kelimelere?

Kimi unutmak, kimi hatırlamak için…
Kimi son vermek ya da sonsuz yaşatmak için…

Yazmak…
Bir çoğumuzun yaptığı bir eylem, hatta hepimizin..
Yazmadığını söyleyen biri bile ömrü hayatı boyunca muhakkak ki kendini harflerin kucağına bırakmıştır. Sayfaların arasında kelimeleri kendine sırdaş bulmuştur.. Hem yazmak için illa ki yazar sıfatını almaya gerek yoktur. Her insan başlı başına bir yazardır. Kimse bilmese de, okumasa da kendi hayatının yazarıdır. Kimi kendi yazar, okur.. Kimi de hem yazar, okur hem de okuyucu bulur..
İçimizde ki duygular diri durdukça, ta derinlerde acıyı, kederi, hüznü, sevinci, umut etmeyi, mutlu olmayı ve hayal kurup, hayal kırıklıklarını v.s. yaşadıkça herkes kendi hikayesinin kâtibi olur. Kâtib olmak içinde öyle çok şey bilmeye gerek yoktur, zira harflerin duygulara tercüman olması yeterlidir yazmak için.

Kimi susarak yazar hikayesini,
Kimi de sayfalarca yazar hayatının bir parçasını…

Yazı asla bir bütün olarak ele alınmaz. Hep an’lıktır, an’ı yaşatır..
Bütünü yazmaksa imkansızdır, zira hiç bir hikaye bütünü yansıtmamıştır.
“An” bütünü yansıtmaz, “Bütün” olan an’ı yaşatmaz. İşte bu yüzdendir yazmak. Kimi unutmak, kimi hatırlamak.. Yazarken an’ı hatırlamak, hatırlarken bir önceki yazının geçmiş an’ın da unutmak…

Peki düşündük mü hiç “Neden yazıyoruz!” diye…
Hatırlamak için bir yazı yazılabilir mi? İyi de unutulmayan hatırlanır mı ki?
Ya unutmak… Unutmak için yazılan bir yazı nasıl olur?
Unutmak için hatıra gelmesi gerekir? Peki ya hatıra gelen nasıl unutulur? Zira hatırlamak için unutmak, unutmak için de hatırlamak gerek. Ne hatırlamak kolay ne de unutmak. Ki hatırlamak yok unutmak olmayınca, unutmak yok hatıra gelen oldukça..
……
….
“Ben neden yazıyorum?” peki.. Ben unutmayı düşleyerek yazdım.
“Belki.. Bir ümit..” diyerek yüklendim kendime,
“Belki unuturum!..” diyerek yükledim sözcüklere…

Unuttum mu? Hatıra gelen nasıl unutulur ki?
Unutmak için yazdıkça hatırıma geldi, hatırıma geldikçe daha da fazlasını istedi..
Yazmak… Yazmak… Sayfalarca anlatmak…
Ne yazarak bitiririm ne de anlatarak unuturum. Ne zaman ki düşer hatırımdan, o zaman unuturum. Şimdi unutmak için değil, hatırlamak için yazdım, yazıyorum. Yazdıkça hatırlanmalı, hatırlandıkça unutulmamalı… Ama siz yine de unutun.
Yazıcı unutmasa da, okuyucu yazılanı unutmalı..

Yazarın da dediği gibi “Sonuna vardığınızda başını unutmanız dileğiyle…” *

” * Elif Şafak / Siyah Süt”

 Yazar : Betül Kirti / mira

147 kez okunmus

Etiketler:

2 Yorum “Yazmak ve Unutmak…”

  1. HaFSaNuR diyor ki:

    Yaziyi okudukca aklima farkli konular geldi…

    Birincisi “Alak suresi”…

    Ikincisi Bir hadis-i serif “Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyici ol dorduncusu olma”..

    Ve..

    Unutmanin bir nimet oldugu ve Insanoglunun da unutmaya meyilli oldugu…

    Yuregine saglik Can.

  2. Secde_Gulleri diyor ki:

    Yazar insan.

    Kalp dolar hüsranla, kalemle dökülür kağıtlara…

    Acısını, tatlısını; sevgisini, özlemini yazar insan.

    Her kelime aşkını, cümleler sevdasını yazar.

    Yazar insan.

    Cümleler sonuna eklenen bir nokta gibi, bitmişliği değil, yeni bir cümlenin yazılacağını işaret eder. Cümleler de, bir kitap ordusu kelimeler de… Hayatta noktalanır. Unutulur gider unutulmaya yüz tutmuş her beden. Unutur muyuz? Unutulur muyuz? Ne yazar ki. Yazar İNSAN.

    Gözlerin sevdayı, ellerin vuslatı, kalbin aşkı, kalemin ayrılığı yazsın. Bunlarla beraber yalnızlık hamurunda varsın.

    Varsın gitsin. Bak hayat güzel. İnadına açıyor çiçekler. İNADINA İNADINA doğuyor güneş. Zikrediyor kainaat. Duyuyor musun sesini?

    Yazsın insan.

    Yüreğine sağlık editörüm. Yazılarınız gıpta ettirici. Teşekkürler.

    YAZAR DA UNUTUR İNSAN.
    UNUTMAZ DA AVUTUR İNSAN.

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.