1 Haz 2010

Sükûnetin Diyarı Kabristan…

Yazar: admin | Kategori: Rumannur [Ruman], Yazar ve Yazıları

Sahte dünyadan gerçek dünyaya…

Dün yolum kabristana düştü. Güzel bir günün ardından eve gitmek üzere kabristandan geçmekteydim, yanımdaki sevdiklerimle birlikte..Ve bu sessizlik diyarı o an o kadar çok şey anlatmıştı ki bana, adeta her bir kabir ayrı ayrı konuştu benimle. Sanki kabir sakinleri; bir dakika benim yerimde olabilmek için yakarıştaydılar! Yani; ”diri”… Kiminin isteği benim yerimde olup bir kere daha ”LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmek, kiminin isteği ömründe bir kerecik dahî olsa alnını secdeye koyabilmek, kiminin isteği en son helalleşemediği kişinin yakasına yapışıp helallik istemek… Herkes kendi muhasebesinde, kendi sessizliğindeydi.. Farkında mıdır acaba hissediyor mudur şu kabir sakini üzerine pislemekte olan köpeği?(!) Ahh… Ölüm ne kadarda acı yüzün var biz aciz kullara.. Halbuki ”ölüm” şeb-i aruz idi güzel Mevlana’ya.. Düğün gecesiydi Mevlana için ölüm… Hakka teslim olmadan önce nasılda seslenmiş bizlere;

“Hakka kavuştuğum gün tabutum yürüyünce şu dünyanın dertleri ile dertleniyorum sanma.
Bana ağlama, yazık yazık deme.
Cenazemi görünce ayrılık, ayrılık diye feryat etme.
Beni toprağa verirken elveda elveda diye ağlama.
Gün batımını gördün ya gün doğumunu da seyret.
Hangi tohum yere atıldı da çıkmadı.
İnsan tohumu hakkında niye yanlış bir zanna düşüyorsun.”
Gitmekten ne kadarda memnun öyle değil mi?!

Düşüncelerden sıyrılıp bende oracıkta bir kabir açıverdim kendi ruh alemime.. Bıraktım sevdiklerimi bir an geride adeta ve ölüm tefekkürüne daldım ince ince… Kabir açıldı ve ben içerisindeyim aman Ya Rabbim! Toprak ne kadarda soğuk! Yine üzerimdeki ağırlıkta bir o kadar fazlaca.. Acaba Münker-Nekir melekleri ne zaman gelecek? Geldikleri zaman sorulara cevap verebilecek miyim? Acaba kabir bedenimi ne kadar sıkacak Allah’ım? Korkuyorum!… Bende şimdi düşünüyorum, keşke o geçici dünyada iken çok daha fazlaca Allah için bir şeyler yapabilseydim! Fazla tefekkürlük bir fırsatım olamayacak ki korna sesi ile irkildim. Mezarlıktan çıkıp caddeye varmıştık bile çoktan. Fakat ruhum hala o sessizler diyarında kalmıştı. Ölümü 2 dakikalığına bile düşünmenin iç alemimde yarattığı etkiyi tabir etmeye kelimelerim kifayet eder mi bilemiyorum.. Aslında geçtiğim kabristan, hayatın ta gerçeği idi.. Zira alışveriş-gezinti gibi bir takım dünya telaşından dönüyorduk oradan, gittiğimiz yer ise evdi… Yani kabristan, dünya telaşı ile geçici konaklama yerimiz olan ev arasındaydı.. Dünya hayatında oyalanıp boyalanıp fani evimize çekiliyoruz.. Fakat bir gün bu oyalanmanın sonunda ebedi evimiz olan kabre gideceğimizi hep unutuyoruz, hep aldanıyoruz!..
Sevgili Peygamber Efendimiz
(s.a.v.) ;
”Lezzetleri bıçak gibi kesen ölümü çok hatırlayın.”

Allah’ım bizlere ölümü çokça hatırlamayı ve o hatırlama sonucunda nefsimizin isteklerinden kaçıp kurtulabilmeyi nasip eyle!.. Üzerimize soğuk toprak atılmadan önce uyanabilmeyi nasip eyle.. Amin.. Amin.. Amin…
Fi-EMANİLLAH..

Yazar: rumannur

143 kez okunmus

Etiketler:

2 Yorum “Sükûnetin Diyarı Kabristan…”

  1. geceler diyor ki:

    Amin…

    ”Lezzetleri bıçak gibi kesen ölümü çok hatırlayın.”

    Hatırlattığınız için Allah (c.c) razı olsun…

  2. Secde_Gulleri diyor ki:

    Bu güzel yazınız için teşekkürler. Yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet olsun.

    Bırakın insanı, her canlının tadacağı bir ölüm. İlla ki tadacağız! Ölüm, inanan insanlar için yok oluş değil aksine yeniden doğuştur. Dünya fani ve bir tarla. Ukba ise bakî ve hasat meydanı. Ekenler ektiklerini biçerler. İyi ya da kötü hiçbir şey karşılıksız değil. Faniden bakîye uzanan yolda kabirden geçiyor. O soğuk ve karanlık topraktan…..

    Rabbimiz, cümlemizin amelini hayırlı kılsın. Kendisine layık bir kul olarak ölmeyi nasip etsin.

    Saygılar.

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.