11 Mar 2011

Gönderilmeyen Mektuplar 2

Yazar: mira | Kategori: Betül KİRTİ [mira], Yazar ve Yazıları

Sevgili Dost,
Bugün ‘dostluğun’ tanımı sordu biri bana..
Düşündüm üzerinde çokça, hangi tabir yeterli gelirdi dostluğu anlatmaya?
İfadelerin arkasına sığabilecek kadar basit bir olgu muydu dostluk?
Neydi dostluk? Bir tanımı var mıydı?
Sahi ben seni anlatmak istesem nasıl anlatırdım?
Ya da anlatabilseydim eğer yeter miydi senin dostluğunu anlatmaya?

….
Önce satır aralarını karıştırdım, onlardan istedim ‘dostluğun’ tanımını.
Kelimelerin etkisi büyük olurdu ya, belki onlar yardımcı olur dedim bu arayışıma.
Sözlükleri karıştırdım ilk önce, “riyasız seven, güvenilen” diyordu dost için.
Yalan değildi, doğruydu ama yeterli değildi dostluğunu anlatmaya..
Derken bir yazar ‘ruh beraberliği’ olduğunu söylüyordu dostluğun.
Yani beraber olmak, sen-ben kavramlarından uzaklaşıp bir bütün olmak.
Ve sevmek, iman derecesiyle eşdeğer olan ve o ki cennet kapısını aralayan.
Zira “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız.” diyen Peygamberimiz vardı.
Ben istiyorum cenneti ey adı dostluğa yakışan, sende istiyorsun biliyorum.
Ben vazgeçmedim senden, öyleyse sende vazgeçme beni sevmekten.

‘Sevgi’ yer alıyordu ilk dostluğun heybesinde, duyguların en saf ve en güzeli olan.
Peki herkesin seviyormuş gibi yaptığı bir zaman içinde, nasıl anlarız gerçekten sevildiğimizi? Ben söyleyeyim sana ey dost;
Gerçek sevgi, bir insanın ‘ben’ sınırlarını aşıp, başkasından sorumluymuş gibi yaşamasıyla belli olur. Ki dostluk budur.
Kendi önceliklerini başkaları için yok sayan,
Mutluluğundan önce mutlu etmek için uğraşan,
bunları yaparken de asla gocunmayan kişidir dost olan ve fedakârlıktır asl olan.
Karşılıksız vermekle beslenir dostluk ve bilirim ki sen de vazgeçmezsin vermekten.
Sevgili dost; Sen ki dostluğun hakkını verensin ve sevgin kadar gerçeksin.

Ya “Dostluk gündüz görünmez,o ateş böceği gibi yalnız geceleyin parlar.” diyen yazar için ne diyeceksin? Doğru söylediğini iddia edebilir misin? Bence edebiliriz ey dost..
Zira bizim dostluğu, hayatının izlerinde öğrendiğimiz Peygamberimiz var.
O’nun en sadık dostu Ebu Bekir.
“O dediyse doğrudur”
diyerek O’nun sözlerini tasdik etmiş,
Sevgiliyi ısırmasın diye ayağını bir yılan deliğinin üstüne kapatmış, sadık bir dost..

Ya Ali? Resulullah’ın yanında büyümüş amca oğlu, kimse inanmazken ilk iman edenlerden.. Resulullah’a canını bağışlamış, bunu da kanıtlamış bir dost.
Uhud’da Peygamberin koruyucusu olmuş ve suikast haberiyle O’nun yatağında müşriklere meydan okumuş bir yiğit!

Sevgili Dost; İşte Dostluk budur

Bunca anlattıklarımdan sonra,
Eğer hala
“Dostluk ne?” diye soracak olursan bana,
Bunu hiç bir zaman anlatamam sana.

Yaşamalısın dost!
Seni bir de benim yüreğimle yaşayıp, benim gördüğüm gibi görmelisin.

Yoksa hiç bir zaman anlamazsın bende ki seni…

Yazar : Betül Kirti

368 kez okunmus

1 Yorum “Gönderilmeyen Mektuplar 2”

  1. geceler diyor ki:

    Tam pcyi kapatmaya hazırlandığım anda birden kendimi dergi sayfasında buldum.

    Ve derginin içinde de bu güzel yazıyı buldum.

    Şimdi söyleyeceğim tek bir kelime var… MÜKEMMEL…

    Mükemmel demekten başka söyleyecek kelime bulamiyorum.

    Eline Yüreğine sağlık. Hep hakiki dostluklarla yaşayabilmen dileğiyle, Hoşca ve Dostca kal.

Yorum Yap,Fikrini Paylaş

Yorum yapabilmeniz için giriş yapmış olmalısınız.